Kahramanmaraş Masaj Salonu Masöz Melek

Kahramanmaraş Masaj Salonu

“O nedir?” Cinder, Iko’nun ileri uzattığı kıskaçlarıyla işaret ettiği noktaya doğru baktı. “Ne nedir?” “O çip Cinder ayaklarını masadan indirdi ve ileri doğru uzandı. Gözlerinin kısarak androidin gövdesinden içeri bakmış olduğunda, kontrol panelinin en dibinde ufak askerler şeklinde dizili duran, bir dizi çip olduğunu gördü. Toplamda yirmi adet yuva vardı, fakat yalnız on üçü doluydu; üreticiler yeni eklentiler ve güncellemeler için her zaman fazlaca yer bırakırdı. Iko on üçüncü çipe işaret etmişti ve haklıydı; bu çipte farklı bir şey vardı. Diğer çiplerin oldukca arkasına yerleştirilmiş olduğu için, ilk bakışta göze çarpmıyordu fakat Cinder fener ışığını üstüne tuttuğunda gümüş renginde parladı. Kahramanmaraş Masaj Salonu

Kahramanmaraş Masaj Salonu

 

Üreticinin orijinal planlarına bakılırsa, bu model bir tek on iki çipe sahipti. Fakat elbette ki yirmi yıl içinde androide yeni bir eklenti yapılmasında bir gariplik yoktu. Saray en yeni, en iyi programlara rahatça erişebiliyor olmalıydı. Yine de Cinder daha önce asla buna benzer bir çip görmemişti. Tırnağıyla serbest bırakma mandalına bastırdı ve pensesiyle çipin ucundan tuttu. Çip, tereyağından kıl çekercesine gereksiz yuvasından çıkıverdi. Cinder yakından incelemek için çipi gözlerinin önünde tuttu. İnciyi anımsatan dokusu ve parıltılı cilası dışında, herhangi bir çipten çok da farklı durmuyordu. Çipin diğer tarafını çevirdiğinde, arkasında D-COMM harflerinin basılı bulunduğunu gördü. “Demek öyle. Kahramanmaraş Masaj Salonu” Cinder elini indirdi.

 

Cinder kaşlarını çattı. Hemen hemen tüm mesajşim web üstünden yapılırdı  Kahramanmaraş Masaj Salonu—yani interneti hiçe sayarak yapılan direkt bir bağlantı hemen hemen artık hiç kalmamıştı, çünkü bu eski bildirişim şekli hem daha yavaştı aynı zamanda mesajşimin ortasında bağlantının kopması riskini taşırdı. Tam bir gizlilik arayan paranoyak tiplerin, direkt bağlantıyı çekici bulabileceğini sanıyordu fakat o vakit bile, kişinin bir el ekranı yada büyük bir ekran kullanması gerekliydi -doğrusu direkt iletişime uygun herhangi bir araç. Bir androidi ahize niyetine kullanmak hiç de mantıklı değildi. Iko’nun sensörü soldu. “Veri tabanıma göre, 89 T.E. Tarihinden beri androidler asla doğrudan bağlantı yeteneği ile donatılmış olarak üretilmiyor.”